Makaleler

Devlet Malzeme Ofisi (DMO) tarafından yapılacak zorunlu alımlar; Devlet Malzeme Ofisi (DMO) tarafından yapılan alımlarda izlenebilecek hukuki yollar; Devlet Malzeme Ofisi (DMO) alımlarında usül ve esaslar değerlendirilmektedir.

Bilişim çağındaki gelişmelerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ve temel bir insan hakkı mertebesine erişmiş olan unutulma hakkı, dijital hafızada yer alan ve bireylere ait rahatsız edici her türlü kişisel içeriğin talep üzerine bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılmasıdır. Dijital teknolojinin gelişimi ve internet ile piyasalar üzerindeki kültürel ve sosyal dönüşüm, neredeyse unutulma hakkının ortaya çıkışını zorunlu bir hale getirmiştir.

14.05.2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair sunulan Kanun Teklifi, 16.06.2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş, 24.06.2020 tarih ve 31165 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanması ile 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da önemli değişiklikler meydana gelerek yürürlüğe girmiştir.

Yurt içinde imal edilerek yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten tesislerde kullanılan aksamın ve/veya aksamı oluşturan bütünleştirici parçalar kapsamında ilave fiyatın uygulanabilme koşulları ile her bir başvuru kapsamında uygulanacak ilave fiyat miktarının belirlenmesi, belgelendirilmesi ve denetlenmesi amacıyla çıkarılan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üreten Tesislerde Kullanılan Yerli Aksamın Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik’te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır.

2020/12 Sayılı Genelge incelendiğinde COVID-19 hastalığının bir pandemi oluşunun vurgulanarak, COVID-19 hastalığının iş kazası değil, hastalık hali olarak nitelendirilmesi gerektiği sonucu çıkmaktadır.

Koronavirüs (COVID-19) Salgınının yayılmasını önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla günümüzde ülkemizde de pek çok alanda tedbirler alınmaya başlanmıştır. Söz konusu tedbirler çerçevesinde Kişisel Verilerin Korunması Hukuku kapsamında irdelenmesi gereken uygulamalarla sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Mevcut gündemde yer alan COVID-19 virüsü, insan hayatı başta olmak üzere iş dünyasına, ekonomik ve çalışma hayatına olumsuz birçok etkisi bulunmaktadır. Bu çalışmamızda, COVID-19 virüsünün işçi-işveren ilişkisine, iş ve istihdam hukukuna etkileri değerlendirilmektedir.

“Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (Yönetmelik)” ile elektronik iletilere ilişkin işleyiş ve ileti onay ve reddine ilişkin usul köklü bir biçimde değişikliğe uğramıştır.

İdarenin takdir yetkisi, özünde en az iki karar veya davranış arasında idarenin sahip olduğu seçme imkânını ya da kamu yararı, kamu düzeni, genel ahlak gibi içeriği belli olmayan kavramların anlamını belirleyebilme imkânını ifade eder. Gerçekten de idarenin hukuk kurallarını değişen somut olaylardan bağımsız değerlendirerek bir sonuca ulaşması olası değildir. Bu nedenle idareye esnek davranmak olanağı vermek modern hukuk düzeninin gereğidir.

İş sözleşmesinin genel olarak bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden meydana geldiği kabul edilmektedir. Gerek 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 8.maddesi gerekse 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393.maddesi gereği iş sözleşmesi, ücret, iş görme ve bağımlılık temelleri üzerine kurulmuştur.

25 Ekim 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7039 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesiyle “dava şartı olarak arabuluculuk” ilk defa hukukumuza girmektedir ve maddede yer alan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. Anılan Kanunun 38’inci maddesi gereği, dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk düzenlemesi, 1/1/2018 tarihinde yürürlüğe girerek; bu tarihten itibaren uygulamaya konulacaktır.

Bir iş sözleşmesi esasen belirli süreli akitler için sürenin bitmesiyle, belirsiz süreli akitler için ise, sözleşmenin bildirimli feshi yoluyla sona erdirilmektedir. Ancak ister belirli süreli ister belirsiz süreli olsun, iş sözleşmeleri, akdin süresinin bitiminden önce veya bildirim süreleri beklenmeden bazı haklı sebeplerin ortaya çıkması sonucu taraflarca feshedilebilir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin tanımı yapılmıştır. Bu fıkralara dayanarak, ayrıntılı düzenlemelerin yer aldığı Alt İşverenlik Yönetmeliği çıkarılmıştır.  Yasal koşulların sağlanması halinde asıl işverenin işin bazı bölümlerini alt işveren aracılığıyla yürütmesi kanun ile mümkün hale getirilmiştir. Bu kapsamda asıl işveren- alt işveren ilişkisini tanımlamak gerekmektedir.

Please reload

Hukukta güncel gelişmelerden haberdar olmak için blog ve bültenlerimize kayıt olabilirsiniz: