Haberler

Zorunlu Arabuluculuk Öngören İş Mahkemeleri Kanunu Yürürlüğe Girdi 

 

25 Ekim 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7039 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesiyle “dava şartı olarak arabuluculuk” ilk defa hukukumuza girmektedir ve maddede yer alan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. Anılan Kanunun 38’inci maddesi gereği, dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk düzenlemesi, 1/1/2018 tarihinde yürürlüğe girerek; bu tarihten itibaren uygulamaya konulacaktır.

 

25 Ekim 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7039 sayılı yeni İş Mahkemeleri Kanunu’nda; bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması ve olumlu sonuç alınamaması, dava şartı olmuştur. Bu kapsamda işçi tarafından talep edilebilecek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, ayrımcılık tazminatı, sendikal tazminat, ücret, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile işveren tarafından talep edilebilecek ihbar tazminatı, cezai şart, avansın iadesi ve eğitim gideri gibi alacak ve tazminat kalemleri için dava açmadan önce Kanunun 3. maddesi kapsamında arabulucuya başvurulması zorunlu olacaktır.

 

Madde gerekçesinde, İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanuna” ifadesiyle alacak veya tazminat talebinin 4857 sayılı İş Kanunundan veya diğer kanunlardan kaynaklanabileceğinin vurgulandığı ifade edilmektedir. Maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla, işçi ve işveren arasındaki haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden doğan davalarda da arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak öngörülmüştür. Üçüncü fıkraya göre; “İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” (7039 sayılı Kanun m. 3/3) Bu kapsamda, uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa dahil olup olmadığı belirlenirken işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve üçüncü fıkrada düzenlenen istisna kapsamına girip girmediği değerlendirilmelidir.

 

İşçi ve işverenler, Kanunun 3. maddesinde sayılan hallerde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadırlar. Davacı, arabuluculuğa başvurulmuş olmasına rağmen anlaşmaya varılamadığını gösterir son tutanağı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. (m. 3/2) Davacının bu zorunluluğa uymaması halinde mahkemece, davacıya son tutanağın, bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği tebliğ edilir. Bu süre içerisinde son tutanak mahkemeye sunulmaz ise iş davası “dava şartı” yokluğu nedeniyle usulden reddedilecektir. (m. 3/2)

Zorunlu Petrol Stokuna İlişkin Kupon Sistemi 1 Ocak 2018’de Uygulanmaya Başlayacak

 

10 Ekim 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Ulusal Petrol Stoku ve Gelir Payı Yükümlülüklerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Karar ile birlikte gündeme gelen rafinerici ve dağıtıcı lisansına sahip kişiler bakımından zorunlu petrol stoku tutma yükümlülüğü, 1 Ocak 2018 tarihinden sonra uygulanmaya başlayacaktır. Aynı gün Resmi Gazete’de yayınlanan Zorunlu Petrol Stoku Kupon Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Karar da 10 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve bu Karar’a göre, kupon sistemine ilişkin sözleşmeler en erken 01/01/2018 tarihi itibariyle geçerlik kazanacak şekilde düzenlenecektir.

 

Kupon sistemi, 1 Ocak 2018’den sonra uygulamaya geçecek olan zorunlu petrol stokuna ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesinde lisans sahiplerinin EPDK’dan izin alarak faaliyet gösteren başka lisans sahiplerinden hizmet alabilmelerini sağlamaktadır. Kupon sistemi, “rafinerici veya dağıtıcı lisansı sahibinin bir başka lisans sahibi adına zorunlu petrol stoku tutmasına ilişkin” sistemdir. (m. 4/f) Bu kapsamda, hizmet alan, zorunlu petrol stoku yükümlülüğünü karşılamak için başka rafinerici veya dağıtıcı lisansı sahiplerinden hizmet alan; hizmet veren ise bu kişilerin yükümlülüğünü karşılamak için hizmet verenlerdir.

 

Kupon sistemi kapsamında hizmet vermek isteyen rafinerici veya dağıtıcı lisans sahiplerinin izin için EPDK’ya başvurması gerekmektedir. (m. 8/1) İzin, lisans süresiyle sınırlı olacaktır. Lisans sahibi, EPDK tarafından, internet sitesinde iznin ilan edilmesini müteakip, kupon sistemi kapsamında hizmet verebilir. (m. 8/6)

 

Kupon sistemi kapsamında hizmet verenler hizmet alanlarla en az 30 gün süreli ve hizmet verenin izin süresini aşmamak kaydıyla sözleşme yapabilirler. Sözleşmenin içermesi gereken asgari unsurlar Karar’ın EK-1’inde belirtilmiştir. Hizmet veren, hizmet başlangıç tarihinden önce Kararın EK-2’sinde yer alan formu EPDK’ya sunmakla yükümlüdür. (m. 10)

 
 
Ulusal Petrol Stoku Usul ve Esasları Belirlendi

 

10 Ekim 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Ulusal Petrol Stoku ve Gelir Payı Yükümlülüklerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Karar’ın 8’inci maddesine göre, anılan Karar, 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girecektir. Söz konusu Kararın Geçici 2. maddesine göre ise; rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahiplerinin 2016 yılı verileri ile 2018 yılının ilk üç ayında tutması gereken stoku en geç 15 Kasım 2017 tarihine kadar EPDK’ya bildirmesi gerekmektedir.

 

Petrol Piyasası Kanunu m. 16’ya göre, sürekliliğin sağlanması ve kriz ya da olağanüstü hallerde risklerin önlenmesi ve uluslararası anlaşmalar gereği yükümlülükler kapsamında, bir önceki yıl günlük ortalama kullanımının içindeki net ithalatın en az doksan günlük miktarı kadar petrol stoku tutulur. Bu stok, m. 16’ya göre, rafineri, akaryakıt ve LPG dağıtıcı lisansı sahiplerinin ikmal ettiği günlük ortalama ürün miktarının en az yirmi katını kendi depolarında veya lisanslı depolama tesislerinde bulundurmaları yükümlülüğü ile sağlanır.

 

Bu yükümlülük kapsamında, 10 Ekim 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Ulusal Petrol Stoku ve Gelir Payı Yükümlülüklerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Karar, rafineri, dağıtıcı ve serbest kullanıcı lisans sahiplerine EK-1’de yer verdiği formül doğrultusunda petrol stoku bulundurma yükümlülüğü getirmektedir. Karara göre, 1 Ocak 2018’den sonra, her yıl şubat ayının on beşine kadar zorunlu petrol stoku hesaplamasını gösteren form, ilgili lisans sahiplerince EPDK’ya ibraz edilecektir. 

 

Rafinerici ve dağıtıcı lisans sahipleri, zorunlu petrol stokunu, kendi depolarında, lisanslı depolarda ve kupon sistemi kapsamında alacağı hizmet aracılığıyla tutabilmektedir. Serbest kullanıcılar ise, zorunlu petrol stokunu kendi depolarında tutmak zorundadırlar. Serbest kullanıcıların zorunlu petrol stoku tutma yükümlülüğüne dahil olması için bir tüketim tesisinde her bir cins üründen yılda 20.000 ton ve üzeri akaryakıt kullanıyor olmaları gerekmektedir.

 

LPG dağıtıcı lisans sahipleri, zorunlu trok miktarının en çok yüzde ellisini benzin türünden tutabilmektedir. Rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahipleri ise, tutmakla yükümlü oldukları stok miktarının en az yüzde ellisini benzin veya motorin türleri veya havacılık yakıtları cinsinden tutmak zorundadır.

 

Kararın EK-1’inde rafinerici, akaryakıt dağıtıcı, LPG dağıtıcı ve serbest kullanıcıların tutmaları zorunlu olan petrol stoku formülü belirlenmiştir. Bu formüle göre, rafinericiler ve dağıtıcılar en az 20 günlük akaryakıtı, ilgili katsayılar dahilinde; serbest kullanıcılar ise en az 15 günlük akaryakıtı ilgili kat sayılar dahilinde stok olarak saklamakla yükümlüdür.

 
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Erişim Sağlayıcının İSS’nin Taraf Olduğu Sözleşmeden Tüketici Kanunu’na Göre Sorumlu Olduğuna Hükmetti


Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 11.09.2017 tarih ve E. 2016/2052 K. 2017/11708 sayılı kanun yararına bozma kararında; TTNET A.Ş.’nin aboneleriyle imzalamış olduğu abonelik sözleşmesinden dolayı ayıplı hizmet iddiasına dayanan davada, Türk Telekom A.Ş.’ye husumet yöneltilebileceği yönünde karar vermiştir.


Tüketici aleyhine tahakkuk ettirilen fatura bedelinin iadesi için açılan davada, ilk derece mahkemesi, abonelik sözleşmesinin TTNET A.Ş. ile imzalandığını gözeterek; Türk Telekom A.Ş.’ye husumet yöneltilemeyeceğini değerlendirmiş ve davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermiştir. Yargıtay kararında ise, Türk Telekom A.Ş.’nin mülga 4077 sayılı Kanun’un 4/A maddesine göre hizmet sağlayıcı olarak TTNET A.Ş. ile birlikte (birbirine bağlı olarak) tüketiciye hizmet sunmakta olduğu dikkate alınarak karar, kanun yararına bozulmuştur.


Yargıtay kararına göre, Türk Telekom A.Ş.’nin Tüketici Kanunu anlamında hizmet sağlayıcısı olması sebebiyle müteselsil sorumluluğu bulunduğundan; davanın esastan incelenmesi gerekmektedir.

 
Kooperatif ve Üst Kuruluşlarının Olağan Genel Kurul Toplantılarının Birleştirilerek Yapılması Hakkında Tebliğ Yayınlanmıştır


Kooperatifler Kanunu m. 45’e 7033 sayılı Kanunun 9’uncu maddesiyle 18/6/2017 tarihinde eklenen düzenlemeye göre; “…usul ve esasları ilgili Bakanlıkça yapılacak düzenlemede gösterilmek üzere; kooperatif üst kuruluşuna ortak olunması ve genel kurul toplantısının gündemine konuyla ilgili madde konulması şartıyla, olağan genel kurul toplantıları en fazla üç hesap dönemini kapsayacak şekilde ve birleştirilerek yapılabilir.”


31 Ekim 2017 tarihinde Kooperatif ve Üst Kuruluşlarının Olağan Genel Kurul Toplantılarının Birleştirilerek Yapılması Hakkında Tebliğ Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’de yayınlanarak, bu usul ve esasları belirlemiştir.


Tebliğe göre; “Üst kuruluş: Kooperatiflerin bir araya gelerek kurdukları kooperatif birliği, kooperatif merkez birliği ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğini” ifade etmektedir. (m. 3/f) Birleşik genel kurul ise, “İki veya üç hesap dönemini kapsayacak şekilde ve birleştirilerek yapılan olağan genel kurul toplantısını” ifade etmektedir. (m. 3/a)


Tebliğin 4’üncü maddesinin 2’nci fıkrasına göre, bir üst kuruluşa ortak olan kooperatifler,
 

  • Olağan genel kurul toplantılarının birleştirilmesine dair gündem maddesinin çağrıda yer alması ve
     

  • Genel kurul toplantısında bu hususun görüşülerek kabul edilmesi şartlarıyla;
     

Olağan genel kurul toplantılarını iki veya üç hesap dönemini kapsayacak şekilde yapabileceklerdir. Birleştirme süresi, yönetim kurulu ve denetçilerin geriye kalan görev süresini geçemeyecektir.
 

Birleşik genel kurul yapılmasına dair uygulama; süre bitiminde aynı usulle karar alınması halinde tekrarlanabilir ve birleşik genel kurul yapılmasına dair gündem maddesinin reddedilmesi halinde; bu konu sonraki genel kurul toplantısında yeniden görüşülebilir. (m. 4)
 

Olağan genel kurul toplantılarını birleştirme kararı alan kooperatifler, raporlarını her bir hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde il müdürlüğüne (Tarımsal amaçlı kooperatifler ve üst kuruluşları için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, yapı kooperatifleri ve üst kuruluşları için Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ve diğer kooperatifler ve üst kuruluşlar için ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığının İl Müdürlüğü) ve kooperatifin ortağı olduğu üst kuruluşa vermekle yükümlüdürler. (m. 6)
 

Birleştirme şartlarına ek olarak; eğer Kooperatifler Kanununun 56’ncı maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendinde sayılan suçlarla ilgili olarak yönetim kurulu üyeleri hakkında kamu davası açılmışsa veya Tebliğin birleştirme usulüne ve raporların sunulmasına ilişkin hükümlerine aykırı hareket edilmesi halinde birleştirme şartları kaybedilir ve genel kurul olağan toplantıya çağrılır. (m. 10)

 
Yurt Dışı Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapıldı


Ekonomi Bakanlığı tarafından, 2010/6 sayılı “Yurt Dışı Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” (Destekleme Tebliği) çerçevesinde, şirketlerin ve İşbirliği Kuruluşlarının yurtdışında gerçekleştirdikleri tanıtım faaliyetleri, yurtdışında açtıkları birimlerine ilişkin kira giderleri ve marka tescili giderlerine destekler uygulanmaktadır.
 

31 Ekim 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 2017/4 sayılı Tebliğ ile anılan Destekleme Tebliği’nde bazı değişiklikler yapılmıştır. Buna göre;
 

  • Mortgage yöntemiyle yurt dışında satın alınan birimler bakımından; ödeme planında yer alan taksit giderleri, kira gideri olarak kabul edilerek; kira gideri desteği çerçevesinde, bu giderlerin de desteklenmesi belirlenmiştir.
     

  • Tebliğ’in 11’inci maddesine eklenen hükümle, yurt dışındaki birimin kapatılması/taşınması veya Türkiye’deki şirket ile yurt dışındaki şirket arasında organik bağın sona ermesi hallerinde; durumun bir ay içinde Ticaret Müşaviri/Ataşesi/Bakanlık Temsilcisine bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Söz konusu bildirimin yapılmaması durumunda haksız olarak yapıldığı tespit edilen ödemeler geri alınır.
     

Tebliğ kapsamında, “Türkiye Ticaret Merkezi: Kuruluş ve işleyişine ilişkin usul ve esasları Bakanlıkça belirlenen, işletici şirket tarafından yurt dışında açılan, Kullanıcı Şirketlerin Türkiye’de üretilen ürünlerinin tanıtım ve pazarlanmasında etkinlik sağlanması amacıyla mağaza/ofis/depo/showroom birimlerini bulunduran ve danışmanlık/iş geliştirme hizmetlerinin sunulduğu merkezleri” ifade etmektedir. (m. 4/ğ)
 

  • Daha öncesinde Ticaret Merkezinin destek kapsamına alınması için projenin TİM veya TİM’in (bizzat veya İş Birliği Kuruluşlarıyla birlikte) kurduğu şirket tarafından bir projeyle Bakanlığa başvurulması ve başvurunun Bakanlıkça uygun görülmesi gerekmekteydi.
     

Yapılan Değişikliğe göre;
 

  • Artık, TİM ve/veya TOBB ya da TİM ve/veya TOBB’un (bizzat veya İş Birliği Kuruluşlarıyla birlikte) kurduğu şirket tarafından bu başvurunun yapılması ve Bakanlıkça uygun görülmesi gerekmektedir.
     

  • Ayrıca, Değişikliğe göre, artık “destek kapsamına alınan Türkiye Ticaret Merkezine ilişkin her destek yılı bitiminde” Bakanlığa sunulacak olan “yıllık faaliyet raporu” TİM tarafından değil; proje sahibi tarafından sunulacaktır.
     

Değişikliğe göre; artık, Türkiye Ticaret Merkezini kuran ve işleten yurt dışında yerleşik şirket, yalnız TİM veya TİM’in (bizzat veya İş Birliği Kuruluşlarıyla birlikte) kurduğu şirket tarafından değil, TİM ve/veya TOBB tarafından ya da TİM ve/veya TOBB ile diğer İşbirliği Kuruluşu/Kuruluşları ortaklığında kurulabilecektir.

 
Veri Sorumluları Sicili'ne Kayıt Tarihleri Belli Oldu!


698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Veri sorumluları, Kurul tarafından belirlenen ve ilan edilen süre içinde Veri Sorumluları Siciline kayıt yaptırmak zorundadır” düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun ilgili maddeleri gereğince Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 19.07.2018 Tarihli ve 2018/88 Sayılı Kararı ile veri sorumluları siciline kayıt işlemlerinin başlayacağı tarihler Resmi Gazete'de ilan edildi.
 

Bu karara göre;

  • Yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişiler için kayıt başlangıç tarihi 01.10.2018 olup 30.09.2019 tarihine kadar
     

  • Yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişiler için kayıt başlangıç tarihi 01.10.2018 olup 30.09.2019 tarihine kadar
     

  • Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den az olmakla birlikte ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olan gerçek ve tüzel kişiler için kayıt başlangıç tarihi 01.01.2019 olup 31.03.2020 tarihine kadar
     

  • Kamu kurum ve kuruluşu veri sorumluları için kayıt başlangıç tarihi 01.04.2019 olup 30.06.2020 tarihine kadar

    Veri Sorumluları Siciline kayıt yaptırmak zorundadır.
     

Bu kararda belirtilen veri sorumluları kişilerin, başlangıç tarihinden itibaren yukarda belirtilen son kayıt tarihine kadar Kişisel Verileri Koruma Kurumu Veri Sorumluları Siciline kayıtlarını yaptırmak zorundadır.
 

Veri Sorumluları Siciline kayıt yaptırma ve bildirme yükümlülüğüne aykırı hareket edenler hakkında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine göre 20.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, idari para cezası verilir. Ayrıca bu kayıt yaptırma ve bildirme zorunluluğuna aykırı eylemin, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları bünyesinde işlenmesi hâlinde, Kurulun yapacağı bildirim üzerine, ilgili kamu kurum ve kuruluşunda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görev yapanlar hakkında disiplin hükümlerine göre işlem yapılır.
 

Veri Sorumluları Siciline Nasıl Kayıt Olunur?
 

Veri Sorumluları Siciline kayıt olmak için başvuru;
 

  • Veri sorumlusu ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgileri,

  • Kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği,

  • Veri konusu kişi grubu ve grupları ile bu kişilere ait veri kategorileri hakkındaki açıklamalar,

  • Kişisel verilerin aktarılabileceği alıcı veya alıcı grupları,

  • Yabancı ülkelere aktarımı öngörülen kişisel veriler,

  • Kişisel veri güvenliğine ilişkin alınan tedbirler,

  • Kişisel verilerin işlendikleri amaç için gerekli olan azami süre

    bilgilerini içeren bir bildirim ile Kişisel Verileri Korunma Kurumuna yapılacaktır.
     

Ayrıca yukarıda listelenen bilgilerde herhangi bir değişiklik olması halinde, söz konusu değişikliklerin derhal Kuruma bildirilmesi gerekmektedir.

 
Cumhurbaşkanı Kararıyla İcra İflas Takipleri Durduruldu!

22.03.2020 Tarihli Resmi Gazete’de 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İcra İflas Takiplerinin Durdurulması Hakkında Karar yayımlanmıştır.

Konuyla ilgili 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun “İcra Takiplerinin Durdurulması Halleri” başlığı altında düzenlenen 330’uncu maddesi şöyledir; “Salgın hastalık, umumi bir musibet veya harb halinde Cumhurbaşkanı kararıyla memleketin bir kısmında veya bazı iktisadi zümreler lehine muayyen bir müddet için icra takipleri durdurulabilir.”

Cumhurbaşkanı Kararı’nda ise; “Covid 19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında; bu kararın yürürlüğe girdiği tarihten 30 Nisan 2020 tarihine kadar, nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere, yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına ve bu çerçevede taraf ve takip işlemlerinin yapılmamasına, yeni icra ve iflas taleplerinin alınmamasına ve ihtiyati haciz kararlarının icra ve infaz edilmemesine karar verilmiştir.” denilmektedir.

Karardan da açıkça anlaşılacağı üzere COVİD-19 salgın hastalığı sebebiyle alınan tedbirler kapsamında, işbu kararın yürürlüğe girdiği tarihten 30.04.2020 tarihine kadar yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra iflas takipleri durdurulmuştur.

Bu çerçevede;

  • Taraf ve takip işlemleri yapılamayacak,

  • Yeni icra takibi ve iflas talebi alınamayacak,

  • İhtiyati haciz kararları icra ve infaz edilemeyecektir.

Ancak nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri bu kapsamda olmayıp, bu süreç içerisinde herhangi bir nafaka alacağı söz konusu olduğunda nafaka alacaklarına ilişkin takip ve icra işlemleri yapılabilecektir.

Düzenlemenin Kapsamı:

Öncelikle belirtmek gerekirse Kanun ve Karar çerçevesinde duran ve yapılamayacak işlemler icra takiplerine ilişkindir. Bu sebeple itirazın kaldırılması ve iptali, şikâyet, istihkak, menfi tespit, ihalenin feshi gibi icra takipleri ile ilgili yargılamalar duruşmaların ertelenmesi ve diğer işlemlere ilişkin tedbirler dikkate alınarak devam etmektedir.

Belirtilen Kanun ve Karar dikkate alındığında;

  • Yeni icra takibi yapılamayacak olup başlamış takipler ve hacizler olduğu yerde duracaktır. Aynı zamanda haciz, satış ve bunlara ilişkin hazırlık işlemleri ve bunlara yönelik talepler de yapılamayacaktır.

 

  • İhtiyati haciz kararları bakımından ihtiyati haczin talep edilmesi veyahut karar verilmesi yönünden herhangi bir engel bulunmamaktadır. Zira alınan kararda yalnızca ihtiyati haciz kararlarının icrası ve infazının yapılamayacağı belirtilmiştir. Ancak ihtiyati haciz yönünden alınan kararın uygulanması mümkün olmadığı gibi, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştürülmesi için takip yasağı sebebiyle takip de yapılamayacaktır.

 

  • İhtiyati hacizlerin uygulanmasına ilişkin alınan yasaklılık kararı, ihtiyati tedbir kararının alınmasına ve uygulanmasına engel değildir. Zira icra hukukunda söz konusu olabilecek tedbirler yasak kapsamında sayılmamaktadır. Ancak işbu tedbirler takip işleminin yapılmasını gerektiriyorsa takip yasağı sebebiyle yapılamayacaktır.

 

  • Bu süre içinde haciz ihbarnamelerine ilişkin cevap ve itiraz süreleri işlemeyecek olup yeni haciz ihbarnamesi de gönderilemeyecektir.

 

  • İcra daireleri tarafından ilgili kişi veya kurumlara yazılan yazılara ilişkin süreler bu süreçte işlemeyecektir.

 

  • Takip yasaklarına ilişkin tek istisna nafaka alacakları olup bu alacaklara ilişkin takip ve takip işlemleri yapılabilecektir.

 

  • Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’na göre uygulanması gereken takipleri kapsamaktadır. Dolayısıyla Devletin kamu alacakları ile ilgili yapacağı takipler 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a tabi olduğundan Devlet, kamu alacaklarına ilişkin icra takibi yapabilecektir.

 

Cumhurbaşkanlığı Kararı’nda icra takipleri yanında iflas takipleri de dahil edilerek tüm icra ve iflas takiplerinin duracağı belirtilmiştir. Bu sebeple takipli iflas yoluna gidilemeyecek, buna ilişkin talepler kabul görmeyecektir. Ancak doğrudan, takipsiz bir şekilde iflas talep edilmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır.

 

2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 330’uncu maddesine ve bahsi geçen Cumhurbaşkanlığı Kararı’nda belirtilen hususlara aykırılık söz konusu olduğunda icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulabilecektir. Bununla birlikte düzenlemenin amacı kamu düzenine ilişkin olduğundan süresiz şikâyet söz konusu olacaktır.

 
COVID-19 Nedeniyle Yargı Sürelerinin Durmasına İlişkin Kanun Yürürlüğe Girdi!

26 Mart 2020 tarihli 31080 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayımlanmıştır.

Yayımlanan bu Kanun’un Geçici 1’inci maddesi ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle, yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, sürelerinin yanında “zorunlu idari başvuru süreleri” de dâhil olmak üzere tüm süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmuştur. Bu kapsamda zorunlu idari başvuru yollarından olan “İdareye Şikayet ve Kamu İhale Kurumu’na İtirazen Şikayet” süreleri de 13.03.2020 tarihi itibarıyla durdurulmuştur.

Bu süreler, 01.05.2020 tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacaktır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilecek ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilecektir.

 
7226 Sayılı Kanun ve Yeni Getirilen Düzenlemeler

26.03.2020 tarihli 31080 sayılı Resmi Gazete’de 7226 numaralı Kanun ile uluslararası ve ulusal düzeyde yaşanan Covid-19 virüsü karşısında alınan önlemlere ilişkin kanuni düzenlemeler ile birlikte torba yasa da kabul edilip yayımlanmış oldu.

  1. Hukuki ve İdari Yolara İlişkin Sürelerin Durdurulması

 

       Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;

   a. Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,

 

9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmuştur.

Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacak; durma süresinin başladığı tarih itibariyle, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere . Ayrıca salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı’na durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilme ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltma yetkisi verilmiştir.

ZORUNLU İDARİ BAŞVURU SÜRELERİNİN DURDURULMASI İLE KAMU İHALE HUKUKU AÇISINDAN İDAREYE YAPILMA ZORUNLULUĞU BULUNAN ŞİKAYET VE KAMU İHALE KURUMU’NA YAPILMA ZORUNLULUĞU BULUNAN İTİRAZEN ŞİKAYET BAŞVURU SÜRELERİ DE 13.03.2020 TARİHİ İTİBARİ İLE 30.04.2020 TARİHİNE KADAR DURDURULMUŞ BULUNMAKTADIR.

SÜRELER 01.05.2020 TARİHİ İTİBARİ İLE TEKRAR BAŞLAYACAKTIR. DURMA SÜRESİNİN BAŞLADIĞI TARİH İTİBARIYLA, BİTİMİNE ON BEŞ GÜN VE DAHA AZ KALMIŞ OLAN SÜRELER, DURMA SÜRESİNİN SONA ERDİĞİ GÜNÜ TAKİP EDEN GÜNDEN BAŞLAMAK ÜZERE ON BEŞ GÜN UZAMIŞ SAYILACAKTIR.

   b. Ayrıca aşağıdaki süreler bu maddenin kapsamı dışında bırakılmıştır:

  • Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri.

  • 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler.

  • 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler.

   c. 2004 İcra ve İflas Kanunu sayılı Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında;

  • İcra ve iflas daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz,

  • Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir,

  • Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder,

  • icra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır.

   d. Durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dâhil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları;

  • Yargıtay ve Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu,

  • İlk derece adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu,

  • Adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı belirler.

 

   2. Sicil Affı

22.01.2009 tarihli ve 5834 sayılı Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanuna aşağıdaki hüküm eklenmiştir;

"Anapara ve/veya taksit ödeme tarihi 24.03.2020 tarihinden önce olup da; kullandığı nakdi ve gayri nakdi kredilerinin anapara, faiz ve/veya ferilerine ilişkin ödemelerini aksatan gerçek ve tüzel kişilerin, ticari faaliyette bulunan ve bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çıkan çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin 5411 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi hükmü uyarınca kurulan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde tutulan kayıtları, söz konusu borçların ödenmesi geciken kısmının 31/12/2020 tarihine kadar tamamının ödenmesi veya yeniden yapılandırılması halinde, bu kişilerle yapılan finansal işlemlerde kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar tarafından dikkate alınmaz."

   3. İşyeri Kira Sözleşmeleri 

 

01.03.2020 tarihinden 30.06.2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmayacağı düzenlenmiştir.

   4. Karşılıksız Çek İnfaz Durdurma Şartları 

24/3/2020 tarihine kadar işlenen çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet verme suçundan (karşılıksız çek) dolayı mahkûm olanların cezalarının infazı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla durdurulur. Hükümlü tahliye tarihinden itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorundadır. (Devamı için 7226 sayılı Kanun MD. 48)

   5. Kısa Çalışma Ödeneği

30.06.2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere, yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma başvuruları için, ek 2. maddenin üçüncü fıkrasında işçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için öngörülen hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi hükmü, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 60 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şeklinde uygulanır. Bu koşulu taşımayanlar, kısa çalışma süresini geçmemek üzere son işsizlik ödeneği hak sahipliğinden kalan süre kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam eder.

   6. Maden Kanunu'na Mücbir Sebep Haline İlişkin Ek Madde Eklenmiştir

 

Mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması hâlinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak bu Kanun kapsamındaki mali yükümlülüklerin ve/veya beyanların ertelenmesi ile mali yükümlülüklerin taksitlendirilmesine karar verilebilir. Bu takdirde mali yükümlülüklere ilişkin zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler erteleme süresince işlemez. Bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi gerekir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, mücbir sebep sayılan hâller nedeniyle; bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hâli ilan etmeye ve bu sürede bu Kanunda belirlenen mali yükümlülüklerden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkilidir.

7. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Oluşturulması HakkındaYENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI OLUŞTURULMASI HAKKINDA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması amacıyla kamu ve Hazine taşınmazları ile özel mülkiyete konu taşınmazlarda ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yer seçimi yapmak suretiyle yenilenebilir enerji kaynak alanları oluşturur. Bu husus tapu kütüğüne şerh edilir. Özel mülkiyete konu taşınmazların yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak belirlenmesi hâlinde, söz konusu alanlar üzerinde 2942 sayılı Kanunun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilir. (Devamı için 7226 sayılı Kanun MD. 26).  27.03.2020

 
Kişisel Verileri Koruma Kurumu Tarafından 10.04.2020 Tarihinde Yayımlanan "Bağlayıcı Şirket Kuralları" Hakkında Duyuru

Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 9. maddesi ile düzenlenmektedir. Düzenleme kişisel verinin aktarılacağı ülkede yeterli korumanın bulunmaması durumunda kişisel veriler, Türkiye’deki ve ilgili yabancı ülkedeki veri sorumlularının yeterli bir korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun izninin bulunması kaydıyla ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın yurt dışına aktarılabileceğine ilişkindir.

Türkiye’de yerleşik veri sorumlusu tarafından yeterli veri koruması bulunmayan ülkelerde yerleşik veri sorumlusuna/veri işleyene kişisel verilerin aktarımında, ilgili tarafların yeterli bir korumayı yazılı olarak taahhüt etmelerine imkân sağlayan yöntem olan taahhütnamelerin Kurul tarafından onaylanması akabinde yurt dışına veri aktarımı mümkün olabilmektedir. Fakat bu aşamada taahhütnameler, genellikle şirketler arasında gerçekleştirilecek iki taraflı veri aktarımlarını kolaylaştırmakla birlikte çok uluslu şirket toplulukları arasında yapılacak veri aktarımları bakımından uygulama pratiğini sağlamakta yetersiz kalabilmektedir.  

Bu durum nedeniyle Kurul tarafından, söz konusu şirketler arasında gerçekleştirilecek uluslararası veri aktarımlarında kullanılmak üzere diğer bir yöntem olarak da “Bağlayıcı Şirket Kuralları” belirlenmiştir. Bağlayıcı Şirket Kuralları, yeterli korumanın bulunmadığı ülkelerde faaliyet gösteren çok uluslu grup şirketleri için kişisel verilerin yurt dışına aktarımında kullanılan ve yeterli bir korumanın yazılı olarak taahhüt edilmesini sağlayan veri koruma kurallarıdır.

Veri sorumluları için Bağlayıcı Şirket Kuralları, kişisel verilerin, Türkiye’de yerleşik veri sorumlularından aynı grup içerisindeki ve Türkiye dışındaki diğer veri sorumluları veya veri işleyenlere aktarımı için kullanılır. Dolayısıyla, veri sorumluları için Bağlayıcı Şirket Kurallarında belirtilen yükümlülükler, aynı grupta veri sorumlusu olarak hareket eden kuruluşlar ve “dâhili” veri işleyen olarak hareket edenler için geçerlidir. Bu kapsama giren şirketlerin Kişisel Verileri Koruma Kurumu sitesinde yayımlanan formu doldurup Bağlayıcı Şirket Kuralları Başvurusu yapması gerekmektedir.