Ara
  • Kılıç Çaylı & Partners

İhalenin İptali Halinde Damga Vergilerinin İadesi

Yargı Kararları Işığında İnceleme


Kamu İhaleleri Kapsamında Damga Vergisi Kavramı


Damga vergisinin konusunu 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar oluşturmaktadır.


Damga Vergisi Kanunu’nun birinci maddesinin ikinci fıkrasında, “kağıtlar” kavramı; “yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeler” olarak ifade edilmiştir.


Bu kağıtları imza edenler, Damga Vergisi Kanunu’nun üçüncü maddesi uyarınca damga vergisi yükümlüsüdür.


Damga vergisinin varlık nedenlerinden birinin, devletin düzenlenen kağıtlara ispat gücü tanıması ve sağladığı bu imkân karşılığında imza edenleri vergilendirmesi olduğu değerlendirilmektedir[1].


488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun “I. Akitlerle İlgili Kâğıtlar” başlığı altında yer alan ‘A. Belli parayı ihtiva eden kâğıtlar:’ maddesinin 9. maddesinde; “Resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin yaptıkları ihalelerde, ihaleyi yapan idare ile düzenlenen sözleşmeler” in damga vergisine tabi olduğu ifade edilmiştir.


Bununla birlikte 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun “II. Kararlar ve Mazbatalar” başlığı altında yer alan 2. başlığında; “İhale Kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararları” nın damga vergisine tabi olduğu ifade edilmiştir.


Bu kapsamda 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında verilen ihale kararları ile akdedilen ihale sözleşmeleri, Damga Vergisi Kanunu bağlamında “kâğıt” niteliğinde olduğundan, damga vergisine tabidir.


İhalenin Yargı Kararı Üzerine İptal Edilmiş Olması Vergi Hatası Kapsamında mıdır?


Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesine göre vergi hatası; “..vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.”


İhalenin yargı kararı üzerine iptal edilmiş olmasının vergi hatası kapsamında olup olmadığı mahkemeler nezdinde tartışmalıdır.


Bir kısım mahkemeler, vergi hatalarının hukuki tartışmaya mahal vermeyecek açıklıkta yanlışlıklar olması gerektiğini, ihalenin yargı kararı ile iptali durumunda sözleşme vergisinin iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkin sorunun ise hukuki değerlendirmeden ibaret olduğu gerekçesiyle, bu durumun vergi hatası olarak değerlendirilemeyeceğini savunmaktadır[2].


Bir başka anlatımla, idareden düzeltilmesi talep edilebilecek vergi hatalarının; kendisinden düzeltme isteminde bulunulan idari makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinin, yorum tekniklerine başvurmadan, ilk bakışta anlayabileceği açıklıktaki vergilendirme yanlışlıkları olduğu ifade edilmektedir.


Bu kapsamda ihalenin yargı kararı üzerine iptal edilmesi durumunun, sözleşmenin taraflarına hukuki ve maddi yarar sağlayıp sağlamayacağı ve damga vergisine tabi olan kâğıdın tevsik edici mahiyetinin kalıp kalmadığı gibi yönlerden hukuken yorumlanmasını gerektirmekte olduğu savunulmaktadır.


Danıştay kararlarında ise, ihalenin yargı kararı üzerine iptal edilmiş olması haline damga vergisinin iade edilmemesi vergi hatası olarak nitelendirilmektedir.


Nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 03.11.2021 tarihli kararında; “...Bu durumda damga vergisinin konusunu oluşturan sözleşmenin dayanağı ihale kararının yargı yerlerinde iptal edilmesi halinde, sözleşmenin feshedildiği tarihten sonraki döneme isabet eden damga vergisi yönünden vergi hatasının bulunduğu sonucuna varılmıştır.” denilerek, ihale kararlarının yargı yerince iptal edilmesi durumunda, sözleşmenin feshedildiği tarihten sonraki döneme isabet eden damga vergisi yönünden vergi hatası bulunduğuna vurgu yapılmıştır.


Benzer şekilde, Danıştay 9. Dairesi’nin 28.09.2021 tarihli kararında, sözleşmenin hükmünden yararlanılmayan kısmına tekabül eden sözleşme damga vergisinin vergilendirme hatası kapsamında olduğu yönünde karar tesis edilmiştir[3].


İhalenin Yargı Kararı İle İptali Durumunda İdare İle İmzalanan Sözleşme Geçmişe Etkili Olarak Geçersiz Olur mu?


Sözleşme damga vergisinin iadesine ilişkin tartışmalara yönelik, yukarıda yapılan değerlendirmeler, ihalenin yargı kararı ile iptali durumunda sözleşmenin akıbeti ile de yakından ilgilidir.


Özay ile Gözübüyük/Tan’ın da savunduğu bir görüşe göre; ihalenin yargı kararı ile iptal edilmesi halinde, bu ihaleye bağlı olarak akdedilmiş olan kamu ihale sözleşmesi de geçmişe etkili olarak geçersiz hale gelecektir. Bu görüşü savunanlar genel itibarıyla, ihale işleminin idare mahkemeleri ya da üst yargı mercileri tarafından iptal edilmesinin; ihale sürecinin tümüyle ortadan kalktığı anlamına geldiğini ifade etmektedirler. Bu yaklaşıma göre, ihale işleminin baştan itibaren hukuk dünyasında var olmadığından hareketle, buna bağlı olarak yapılan sözleşme de dayanaksız ve geçersizdir[4].


Buz’a göre ise sözleşmenin geçersizliği yalnızca Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca belirlenebileceğinden, ihalenin iptaline ilişkin yargı kararlarının kamu ihale sözleşmelerinin geçersizliğini doğurması şeklinde bir sonuç kabul edilemeyecektir. [5]


Sözleşmenin imzalanması ihale sürecinin en son basamağını oluşturmakla birlikte, bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. İhalenin iptal edilmesi akabinde yüklenici ile idare arasında imzalanmış olan sözleşmenin ifasına devam edilememesi de kamu ihale sözleşmelerinin ihale sürecinden ayrılamaz ve ayrı düşünülemez nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır.


Bu nedenlerle, yargı kararı ile ihalenin iptal edilmesi halinde, bu iptal kararının ihale sürecinin bütünü üzerinde külli bir etkisi olacağı, dolayısıyla iptal edilen ihaleye dayanarak akdedilen kamu ihale sözleşmesinin de geçmişe etkili olarak dayanaksız hale geleceği görüşündeyiz.


İhalelerin Yargı Kararı ile İptal Edilmesi Durumunda Ödenen Sözleşme Damga Vergisi İade Edilebilir mi?[6]


4734 sayılı Kanun kapsamında, ihalelere yönelik zorunlu başvuru yolları öngörülmüştür. Bu başvuru yollarından biri olan Kamu İhale Kurulu’nun itirazen şikayet başvurusunu reddetmesi halinde, bu karara karşı idari yargıda iptal davası açılabilmektedir. Bu durumda idari yargının başvurucunun ihalenin iptalini gerektiren iddialarını haklı bulması halinde, ihalenin iptal edilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.


Bu durumda sözleşme imzalamış olan yüklenici ile idare arasındaki kamu ihale sözleşmesinin ifasına devam edilmemekte, sözleşme tasfiye edilmektedir. Ancak bu sürecin aynı zamanda sözleşmenin kuruluş aşamasında yüklenici tarafından ödenen sözleşme damga vergisinin iadesini gerektirip gerektirmeyeceği tartışmalı bir husustur.


Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun “Kararlar ve Mazbatalar” başlıklı 2. maddesine 2016 yılında eklenen hüküm ile; Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşlara şikâyet veya Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet ya da yargı kararı üzerine ihalenin iptal edilmesi hâlinde, bu ihale kararının hükmünden yararlanılmayan kısmına isabet eden damga vergisinin ret ve iade olunacağı, sözleşmenin düzenlenmiş olması durumunda sözleşmeye ilişkin damga vergisinin ret ve iade edilmeyeceği düzenlenmiştir.


2016 yılında bu hükmün Damga Vergisi Kanunu’na eklenmesinden önce; ihalenin yargı kararı ile iptali halinde sözleşme damga vergisinin hükmünden yararlanılmayan kısmının iadesinin gerektiği istikrar kazanmış içtihatlar ile kabul görmekteydi.


Örneğin Danıştay 9. Dairesi’nin 01.04.2015 tarihli bir kararında; “Olayda, davacı şirket tarafından üstlenilen ihale kararının İdare Mahkemesince iptal edilmesi durumunda, ihale kararının ve bu karara istinaden, ihale uhdesinde kalan mükellef ile ihale yetkilisi arasında imzalanan sözleşmenin tekemmül ettiğinden söz etme imkanı bulunmadığından ve bu durumda 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1'inci maddesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte bir belgeden söz edilemeyeceğinden, damga vergisi açısından vergiyi doğuran olayın meydana geldiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.” denilerek, ihalenin iptal edilmesi karşısında kamu ihale sözleşmesinin tekemmül etmiş bir kağıt niteliğinin bulunmayacağı ve dolayısıyla damga vergisine tabi olduğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir.


Benzer şekilde, Danıştay 9. Dairesi’nin 03.03.2014 tarihli kararında; sözleşme damga vergisinin yükleniciye iade edilmemesi durumu, vergilendirme hatası kapsamında değerlendirilerek ihalenin yargı kararı ile iptal edilmesi halinde, damga vergisinin iadesinin gerektiğine hükmedilmiştir.


Danıştay 9. Dairesi’nin aynı tarihli başka bir kararında ise, ihalenin iptali sebebiyle vergiyi doğuran olayın meydana geldiğinden söz edilemeyeceği vurgulanarak, sözleşme damga vergisinin iade edilmesinin isabetli olacağına karar verilmiştir.


2016 tarihli ek hükmün yürürlüğe girmesinden sonra konuya ilişkin içtihatlar incelendiğinde ise, damga vergisinde vergiyi doğuran olayın ihalenin yapılması ve sonrasında ise sözleşmenin imzalanması ile meydana geldiğine işaret edilerek, sözleşme damga vergisinin iade edilmemesinin vergilendirme adaleti ile bağdaşmayacağı yönünde yüksek yargı kararlarının hala mevcut olduğu görülecektir.


Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi’nin bir kararında; “sözleşme damga vergisinin iadesi isteminin reddine ilişkin ise; vergi ve harç yükümlülüğüne yol açan/yükümlülük doğuran ihalenin davacı şirketin herhangi bir kusur, hata ve/veya hilesinden kaynaklı bir sebeple iptal edilmiş olunmaması bir yana, ihalenin iptal edilmesine bağlı olarak, idare ile imzalanan sözleşmenin de bir ıspat vesikası vs.. olarak da herhangi bir anlam ifade etmemesi” gerekçe gösterilerek, vergilendirme adaleti açısından damga vergisinin tamamının yükleniciye iade edilmesi gerektiğine kesin olarak hükmedilmiştir.


Buna karşılık; yüksek yargı mahkemelerinin, 2016 yılında kanun koyucu tarafından getirilen ek düzenlemeyi gerekçe göstererek sözleşme damga vergisinin yükleniciye iade edilemeyeceğine karar verdiği içtihatları da mevcuttur[7].


Sonuç olarak, ihalenin yargı kararı ile iptali durumunda vergiyi doğuran olay ortadan kalkmış olacağından, sözleşme damga vergisinin iade edilmemesinin hakkaniyet ile bağdaşan bir yanı olmadığından, yüklenicinin ifa edemeyeceği bir sözleşme bakımından bu vergisel yükümlülüğe katlanmasının beklenemeyeceği görüşündeyiz.


İhalenin Yargı Kararı Üzerine İptal Edilmiş Olması Halinde İzlenmesi Gereken Hukuki Yollar


İhalenin yargı kararı üzerine iptal edilmiş olması halinde hangi hukuki yolların izlenmesi gerektiği ise Vergi Usul Kanunu’na göre belirlenmelidir.


Mükellef tarafından, vergi hatasının düzeltilmesi için hazırlanan düzeltme talebi, Vergi Usul Kanunu madde 122 uyarınca ilgili vergi dairesine yazılı olarak yapılacaktır. Bu düzeltme talebi, ilgili vergi dairesi tarafından kabul edilirse, söz konusu vergi hatası giderilecektir.


Eğer ilgili vergi dairesi tarafından söz konusu düzeltme talebi reddedilirse, bu reddin dava açma süresi geçtikten sonra ya da önce yapılmış olmasına göre bir ayrım yapılmaktadır.


Dava açma süresi geçtikten sonra yapılan düzeltme talebinin reddedilmesi halinde, Vergi Usul Kanunu madde 124 gereğince başvuru sahipleri, şikayet yolu ile Maliye Bakanlığı’na müracaat edebilirler. Maliye Bakanlığı’nın mükellefin şikayetini kabul ya da reddetme yetkisi bulunmaktadır. Şikayet başvurusunun reddi halinde, başvurucu 30 günlük süre içinde vergi mahkemesinde bu ret işlemine karşı dava açabilir.


Dava açma süresi geçmeden yapılan düzeltme talebinin reddedilmesi halinde ise süreler bakımından dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusudur. Bu durumda mükellefin dava açma süresinin işlemesi, düzeltme talebinde bulunulması ile duracaktır[8]. Düzeltme talebinin reddedilmesi halinde ise kalan dava açma süresi işlemeye başlayacaktır. Bu sürenin sonuna kadar, düzeltme talebinin reddine karşı dava açılabilir.


Düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ve ödenen damga vergisinin faizi ile birlikte iadesi talebiyle dava açılması halinde; iadesi talep edilen tutarın yüzde ellisi oranında teminat alınmadan bu işlemin yürütmesinin durdurulamayacağına ilişkin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. Maddesinin 4 numaralı fıkrasına; “Vergi kanunları uyarınca iadesi talep edilen vergilere ilişkin olarak açılan davalarda, dava konusu tutarın yüzde ellisi oranında teminat alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemez.” cümlesi eklenmişti.


Ancak bu hüküm, Anayasa Mahkemesi’nin 01.06.2022 tarih ve 2022/14 E., 2022/70 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Dolayısıyla bu kapsamda açılacak davalarda, vergi mahkemesince yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için dava konusu edilen miktarın yüzde ellisi oranında teminat sunma zorunluluğu bulunmamaktadır.



Av. Zülal BULUT

Deniz KARADUMAN


[1] Bilici, Nurettin ve Ümit Süleyman Üstün. Damga Vergisi ve Harçlar. Ankara: Savaş Yayınevi, Ekim 2018. [2] Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi 24.06.2022 tarih 2020/209 E. 2020/468 K. sayılı kararı [3] Danıştay 9. Dairesi, E. 2018/5477, K. 2021/4298, T. 28.09.2021 [4] Pınar, Yunus Akşin. Kamu İhale Sözleşmeleri ve İhalenin Yargı Yoluyla İptalinde Sözleşmelerin Akıbetleri. Ankara: Seçkin Yayıncılık, Eylül 2021. [5] Buz, Vedat. “İdari Yargıda Verilen İptal Kararlarının Kamu İhale Sözleşmeleri Üzerindeki Etkilerine İlişkin Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi”. Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi. 37.2 (2021): 39-69. [6] Bu başlık altında sözleşme damga vergisinin iade edilip edilemeyeceği incelenmiştir. İhale kararları yönünden damga vergisinin iade edilip edilmeyeceği hususunda mahkemeler nezdinde herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun “Kararlar ve Mazbatalar” başlıklı 2. maddesine 2016 yılında eklenen hüküm sonucunda, yargı kararı üzerine ihalenin iptal edilmesi hâlinde, bu ihale kararının hükmünden yararlanılmayan kısmına isabet eden damga vergisi ret ve iade olacağı ifade edilmiştir. [7] Gaziantep BİM 2. VDD, E. 2020/1079 K. 2020/1233, T. 28.10.2020 [8] Ürel, Gürol. Vergi Usul Kanunu Uygulaması. Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2014.

38 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör