Ara
  • Kılıç Çaylı & Partners

Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ile“Ticari Şirketlerde Temerrüt”


1. Temerrüt Nedir? Türk Hukuku'nda temerrüt nasıl yer alır?


Temerrüt Arapça kökenli bir kelime olmakla beraber “direnme, kafa tutma” anlamına gelmektedir.[1] Hukuki anlamda temerrüt tanımı ise genel olarak “halen ifası mümkün olan ve muaccel bir borcun ifasında yaşanan gecikme”[2] şeklinde doktrinde tanımlanmaktadır.

Türk Hukuku'nda temerrüt, alacaklı ve borçlu yönünden ayrı incelenmektedir. Zira muaccel hale gelen borcun gereği gibi ifa edilememesi, alacaklının veya borçlunun bir fiilinden kaynaklanabilir. Borcun gereği gibi ifa edilememesi hangi tarafın fiilinden kaynaklanıyorsa temerrüdün türü ona göre belirlenir.[3]

Türk Borçlar Kanunu’na göre ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel hale geleceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte borcun ifası için bir zaman belirlenmişse, borç kararlaştırılan zamanın gelmesi ile muaccel olur. TBK m. 117 gereğince, “muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer” hükmünün yanı sıra, “borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle (…) borçlu temerrüde düşmüş olur (…)” ifadesiyle temerrüt koşulları belirlenmiştir.


Ticaret şirketlerinin hukuki sınırlarının çizildiği ve tanımlandığı 6102 sayılı Ticaret Kanunu’nun düzenlenmiş olan temerrüt ilişkisi, mal ve hizmet tedarikine ilişkin ticari işletmeler arasındaki sözleşmelerde para borçlarının ifası bakımından özel hüküm getirilmek suretiyle ihtarsız sağlanabileceği de hüküm altına alınmıştır. Para borcunun ifa edileceği tarih belirli veya kesin vade biçiminde belirlenmişse borçlu, kural olarak faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceği kabul edilmiştir.[4]


2. KEP sistemi ve özellikleri nelerdir? Kimler KEP kullanmak zorundadır?


KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) ve bunun bir kullanım biçimi olan e-tebligat, hukuki ve teknik anlamda güvenliliği sağlama amacıyla ortaya çıkmıştır. KEP, bilinen elektronik postaya ilave olarak elektronik postanın;


  • Göndericisi görünen kişi/kuruluş tarafından gönderilip gönderilmediği,

  • Alıcıya ulaşıp ulaşmadığını ve ne zaman ulaştığı,

  • Alıcısı tarafından okunup okunmadığı ve

  • İhtiyaç duyulması halinde elektronik postaya yeniden erişilebilmesi

ile ilgili delil hizmetlerini sunan bir sistemdir.


İşbu sisteminin kesinlik ve güvenilirlik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, muhatapların ve alıcıların tebligatı alamadıklarını veya taraflarına iletilmediğini iddialarını bertaraf etmeye hizmet verir. Bu sürece muhatabın adresine elektronik tebligatın iletilip iletilmediğine veya gecikme olmuşsa bu gecikmeye ilişkin olanlar da dahil olup, kayıtlar günde en az bir defa olmak üzere zaman damgası eklenerek güvenli elektronik imzayla imzalanır ve erişilebilir şekilde arşivlerde otuz yıl süre ile saklanmaktadır.[5]


Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin “Elektronik Tebligat Hizmetinden Yararlanma“ başlıklı 7’nci maddesi uyarınca anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere, elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu kılınmıştır. Ancak gerçek kişiler ve diğer tüzel kişiler elektronik tebligattan isteğe bağlı olarak yararlanacaklardır. İşbu yasal düzenlemeye göre, tebligat göndermeye yetkili mercilerin ve sermaye şirketlerinin (anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin) KEP hesap sahibi olması zorunludur.


Mücbir sebep hâlleri dışında KEP hesabına erişilmemesi durumunda o işgünü içinde gelen;


  • KEP iletisinin ertesi işgünü,

  • E-Tebligat iletisinin ise ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda,

hesap sahibine ulaştığı ve okunduğu kabul edilmektedir.


3. TTK’da e-tebligat ve temerrüt düzenlemesi nasıldır?


6102 sayılı Ticaret Kanunu’nun 18.maddesi genel olarak tacir olmanın hükümlerini düzenlemektedir. Güvenli elektronik imzanın resmi olarak Borçlar Kanunu’na girmesiyle, Ticaret Kanunu’nda da tacirlere ilişkin tebligat hükümlerinde bir değişiklik yapılması zaruri bir hal almıştır.


TTK md. 18/3, genel itibariyle e-tebligata ilişkin tacirlerin göz önünde bulundurması gereken hususları hüküm altına alınmıştır; “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.”


TTK 1525/1 ve 2. Maddelerinde yer alan “ (1)Tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla, ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu, iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama sözleşmesi, elektronik ortamda düzenlenebilir, yollanabilir, itiraza uğrayabilir ve kabul edilmişse hüküm ifade eder. (2) Kayıtlı elektronik posta sistemine, bu sistemle yapılacak işlemler ile bunların sonuçlarına, kayıtlı posta adresine sahip gerçek kişilere, işletmelere ve şirketlere, kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcılarının hak ve yükümlülüklerine, yetkilendirilmelerine ve denetlenmelerine ilişkin usul ve esaslar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından bir yönetmelikle düzenlenir. Yönetmelik bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren beş ay içinde yayımlanır.” düzenlemeler ile beyanlar, belgeler ve senetler üzerinde elektronik ortamdaki usul ve esasları belirlenmiştir.


Yukarıda yer verilen kanun hükümlerine göre düzenlemenin uygulama alanı herkesi kapsamamakta ve herhalde yapılacak olan tüm bildirimlere ilişkin olmadığı sonuçlarına ulaşılmaktadır. Öyle ki;


  • Öncelikle bu hükmün uygulanabilmesi için her iki tarafın da tacir olması; ihtar işleminin taraflarının da ticaret şirketleri olması gerekmektedir. Aynı zamanda söz konusu düzenlemeyle TTK 18/3. Maddesine göre işlemlerin gerçekleştirilmesi mümkün hale gelmektedir.

  • Bu düzenlemenin getirmiş olduğu bir diğer önemli yenilik ise, bahsedilen yöntemlerin yalnızca geçerlilik değil aynı zamanda ispat şekli olarak da kabul edilmesidir. Burada bahsedilen yöntemler dışında başka bir yolla yapılan ihtarlar ve ihbarlar da hukuken geçerli olmakla birlikte, bir anlaşmazlık çıkması halinde ihbarın ve ihtarın yapılıp yapılmadığı ancak TTK md. 18/3’te sayılan kanallar aracılığıyla ispat edilmelidir. Bu hususta ihbar ve ihtarların TTK md. 18/3’te öngörülen şekillerde yapılması ispat hukuku açısından oldukça büyük bir kolaylık sağlamaktadır.

Sonuç olarak, teknolojik gelişmeler sayesinde mevzuatta yer alan kayıtlı elektronik posta iletisi, tacirler arasında temerrüt halinin daha hızlı, daha az masraf ile kayıtlı delile dayalı şekilde meydana gelmesine sebep olduğundan, ticari işleyişte yerinin her geçen gün daha fazla önem kazandığını belirtiriz.



Av. İrem Karademir

Başak Güler



[1]http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS. 5916f097242762.73287779 Erişim Tarihi: 21.08.2020 saat:15:45. [2] TANDOĞAN, Haluk, “Türk Mesuliyet Hukuku”, s. 469, B.2, İstanbul 2010. [3] KİZİR, Mahmut, Borçlunun Temerrüdünün Sona Ermesi, Ankara, Adalet Yayınları, 2012, s. 23 [4] AYAN, Serkan, “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1530.Maddesi Gereğince Borçlunun Temerrüdü” Dokuz Eylül Üniversitesi Dergisi, Cilt 12, Özel S, s. 718-720, 2010. [5] Elektronik Tebligat Yönetmeliği (2018, 6 Aralık) Resmi Gazete (Sayı: 30617). Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/12/20181206-2.htm

91 görüntüleme0 yorum
Hukukta güncel gelişmelerden haberdar olmak için blog ve bültenlerimize kayıt olabilirsiniz: