Ara
  • Kılıç Çaylı & Partners

Mahkûmiyet Hükmü Dışında Sorgusu Yapılmamış Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı

Mahkûmiyet Hükmü Dışında Sorgusu Yapılmamış Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkının, Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Olduğuna Dair AYM’nin 08.09.2022 Tarihli Kararının Değerlendirilmesi

04 Ekim 2022 Tarihli ve 31973 Sayılı Resmî Gazete’de, Anayasa Mahkemesi’nin 8.9.2022 tarihli 2021/118E., 2022/98K. sayılı iptal kararı yayımlanmıştır.[1]


Yayımlanan bu karar ile “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 193. maddesine 25/05/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle eklenen 2. fıkrasının” Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verilmiş ve ilgili fıkra iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesince verilen bu iptal kararı, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten altı ay sonra (4 Nisan 2023 tarihinde) yürürlüğe girecektir.


Somut Norm Denetimi ile İtiraz Yoluna Konu Başvuru


Somut norm denetimi ile itiraza konu başvuru; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” kenar başlıklı 193. maddesinin ikinci fıkrası olan “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet hükmü dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” hükmünün Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerine aykırı olduğuna ilişkindir.


Anayasa Mahkemesi’nin İlgili Fıkrayı İptal Gerekçesi


Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının, duruşmada hazır bulunma hakkını da kapsaması gerektiğine karar vermiştir. Kararda; tarafların duruşmada hazır bulunma hakkının, hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağladığını hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırdığına değinilmiştir.


Anayasa Mahkemesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 193. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen fıkranın açıkça mahkûmiyet hükmü dışındaki kararlarda da uygulanacağını belirterek, mahkumiyet hükmü dışındaki kararlar nazara alındığında; hukuki nitelikleri gereği ceza verilmesine yer olmadığı kararı ve/veya güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi kararlarının verilebilmesi için atfedilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin sabit olması gerektiği, bu konuda ise sanığın sorgusunun alınmadan karar verilebilmesinin Anayasa’nın 38. maddesinde öngörülen masumiyet karinesini ortadan kaldırdığı sonucuna varmıştır.


Bununla birlikte; Anayasa Mahkemesi, mahkûmiyet hükmü dışındaki kararların mahkûmiyet hükmü gibi bir sonuç doğurmamakla birlikte, sanığa atfedilen fiilden dolayı hukuki olarak sorumluluğun devam edebilme ihtimalini göz önüne alarak sanığın sorgusunun yapılmadan davanın bitirilebilmesine imkân tanıyan normun, adil yargılanma hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiğine karar vermiş ve CMK’nın 193. maddesinin ikinci fıkrasını iptal etmiştir.


Sonuç


Anayasa Mahkemesi, isabetli bir şekilde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü dışında verilen kararlarda da (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi, davanın reddi, davanın düşmesi kararlarında) sanığın duruşmada hazır bulunma hakkının gözetilmesi gerektiğini; adil yargılanma hakkının tarafların duruşmada hazır bulunması hakkını da kapsadığını ve sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet hükmü dışında karar verilmesini, masumiyet karinesinin ihlali olarak değerlendirmiştir.


Mahkeme ayrıca sanık hakkında mahkûmiyet hükmü dışında karar verilebilen hallerde ilgilinin hukuki sorumluluğunun da doğabildiği ihtimalleri göz önüne alarak; adil yargılanma hakkına ölçüsüz bir şekilde sınırlama getirildiğine karar vermiş ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü dışında bir karar verilecekse, sanığın sorgusunun yapılmadan davanın sanık yokluğunda bitirebileceği hükmünü iptal etmiştir.


İptal kararı her ne kadar Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten altı ay sonra (4 Nisan 2023 tarihinde) yürürlüğe girecekse de yürürlükteki yargılamalar bakımından da yerel mahkemelerce Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının amacının dikkate alınması gerekmektedir. İptal kararı yürürlüğe girene kadar sanığın duruşmada hazır bulunmak istemesi ve akabinde sanığın talebinin reddedilmesi halinde, ilgilinin adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi ihlal edilmiş olacaktır. Bu halde, ilgili Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunabilecek ve Anayasa Mahkemesince ilgilinin adil yargılanma hakkı (Anayasa m. 36) ve masumiyet karinesinin (Anayasa m. 38) ihlal edildiği sonucuna varılabilecektir.


Av. Muhammed DOĞAN

Alp SATIBEŞE



[1] Anayasa Mahkemesi’nin kararına buradan ulaşabilirsiniz.

29 görüntüleme0 yorum